MİNİMALİST İÇ MEKAN TASARIMI

 

Minimalizm, az eşya ile huzuru yakalamayı felsefe edinmiş bir dekorasyon seçeneğidir. Modern yaşamımızda hayatın kaçınılmazı olan kalabalık ve basık alanlardan psikolojik ve fiziksel olarak kaçmak ve dinginliğe kavuşmak için çözüm önerisi olma potansiyeli taşır. Peki iç mekânlarda minimalist bir dekorasyon yapmak için neler gerekli? Bu sorunun cevabı aslında kendisinde saklı. Minimalist tarzı benimseyerek az eşya ile dingin, sade ve derli toplu alanlar yaratmayı amaçlıyoruz.

Minimalist tasarım, temelde denge üstüne kuruludur. İç mekânlarınızda ne kadar denge sağlarsınız o kadar rahat hareket edebilirsiniz. İlk olarak eşyalarınızı yarıya indirmekle buna başlayabilirsiniz. Ne kadar az eşya, o kadar az dağınıklık. Bunu unutmayın… Klasik büyük avizeler, işlemeli renkli halılar, bu dekorasyon felsefesinde çok dikkatli kullanılmalı ve mümkünse en az sayıda olmalılardır. Göz yormayan, sade bir iç mekân yaratmak için, bazı eşyalarınızı gözden çıkarmak önemlidir. Sonuca baktığınızda buna değdiğini anlayacaksınız.

Fazla eşyalar odanızı küçük gösterecek ve otomatik olarak ruh hâlinizi ve atmosferi etkileyecektir. Sadelik, özellikle küçük alanlarda rahatlık ve sakin bir atmosfer yaratır, göz yormaz, daha dingin olmanıza yardım eder. Çok fazla eşya, biblolar, gereğinden fazla sandalyeler, küçük sehpalar sizin alanınızı gereksiz yere kapladıklarıyla kalmayıp aynı zamanda göz yorgunluğuna da sebep olurlar. Fazla çeşitli renk kullanımı da göz yorgunluğunun başka bir sebebidir ve odanızda bulundurduğunuz bu gereksiz eşyalar genelde alanı renk karmaşasına dönüştürme potansiyeli taşır.

Renk paletlerini ele alırsak; minimalist akım, kendisini aslında siyah, beyaz ve nötr renkler ile gösterir. Kullanılan renklerin nötr ve açık renkler olması, mekânı olduğundan büyük ve aydınlık gösterecektir.

Eğer minimalizmi iç mekânlarınızda felsefe olarak oturtmayı amaçlıyorsanız, kullanacağınız en temel malzeme, aydınlatma olmalıdır. Cam, metal ve ayna üçlemesi bu dekorasyonda oldukça çok tercih edilmektedir. Unutmayın; ne kadar çok yansıma, o kadar geniş ve ferah alanlar.

Mutfak dekorasyonunda da yine kapaklarda ve bankolarda parlak, düz mat veya cilalı malzemeler tercih edilebilir. Desensiz olmaları, sade ve sakin mekânlara sahip olmak için büyük önem taşır. Bir başka önemli nokta ise, mutfaklardaki küçük ev eşyalarının banko üstünde olmamasıdır. Kahve makinası, baharatlar ve meyve suyu sıkacaklarının yeri, dolap içleridir bu dekorasyonda.

Ünlü mimar Ludwing Miles ‘Fakirlik, yoksunluk, eksiklik değildir minimalizm. Aksine bilinçli bir tercihtir, zor olanı seçmektir, azla çok yapmaktır.’ sözleriyle çok güzel özetlemiştir bu akımı aslında. Sizde iç mekânlarınızda dinginlik arayışı içindeyseniz belki de çözüm, minimalist dekorasyonda saklıdır.

İlk bakışta İskandinav ve minimalist tasarım stilleri eş anlamlı görünebilir. Özellikle sosyal medyada bu ikisi, çağdaş yaşam kültüründe ideal, düzenli iç mekânın bir resmi gibi birbiriyle harmanladı: beyaz duvarlar, özenle seçilmiş ev bitkileri, doğal örgü battaniyeler ve düz yüzeyler. Bu iki stil iyi karışsa da, minimalizm ve İskandinav tasarım stilleri tek ve aynı değil.

 

Bir şey aynı anda hem minimalist hem de İskandinav olabilir, ancak görünürde en temel fark kullanılan malzemelerdir. Minimalist tasarım genellikle paslanmaz çelik, krom ve lake gibi malzemeleri içerir. İskandinav tasarım ise organik malzemelere odaklanır; yani kenevir halılar, kavisli ahşap sandalyeler ve dokuma sepetler.